Adana Kebab’ın kökeni 19.cu yüzyılın sonlarına, Osmanlı dönemindeki Adana’ya dayansa da, resmi olarak 8 Şubat 2005’de Türk Patent ve Marka Kurumu tarafından coğrafi işaret (Mahreç işareti) ile tescillendiği doğrudur.
Ama gelin bugün biraz daha köklere inelim, eskilere gidelim.
Adana ve yörelerinde tabi ki her öğünde kebap yemiyordu Adana’lılar. Her ne kadar uçaktan da baksanız sokaklarında da gezseniz her Pazar tüm şehri mangallardan yükselen kebap dumanı altında görebileceğiniz bir gerçek olsa da, geçmişten günümüze artık kaybolmaya yüz tutmuş ama Adana ve yöresinde bir çok sofralarda, öğünlerde, bayramlarda, cenazelerde ve özel günlerde yapılan yemeklerden bahsedelim istedim bugün.
Madem ki Adana’nın kaybolmaya yüz tutmuş bu zengin gastronomisinden bahzedeceğiz, hiç şüphesiz nasıl etli yemekleriyle, hamur işleriyle, sebze, meyve ve bol baharatlı yemekleriyle zenginleşti Adana gastronomisi diye sormakla başlayalım.
Adana’yı ziyaret etme fırsatı bulduysanız, fotoğraflarda veya medyada gördüyseniz mutlaka, geçmişi 1700 yıl geriye dayanan, Seyhan ve Yüreğir ilçelerini birbirine bağlayan ve dünyanın hala kullanımda olan en eski Roma köprülerinden biri olan TAŞ KÖPRÜ’yü mutalaka dikkatinizi çekmiştir.
Akdeniz’den Anadolu’ya ve Mezapotomya’ya uzanan Ticaret yolunu açan TAŞ KÖPRÜ’yle başlar baharatların, acılı Adana’nın, ve Adana işi gastronomi zenginliğinin başlangıcı.
Adana’nın yerli halkı aralarında şakasını bile yaptığı ABD Adana Birleşik Devletleri’dir bu farklı dil, din ve ırk’dan gelen insanların aynı yakan güneş altında ve dört mevsim’in her mevsiminde farklı bitki örtüsüyle kaplanan, yetiştirilen meyvesiyle sebzesiyle her mevsim zenginliği sunan topraklarda birlikte yaşamasıyla oluşmuştur Adana gastronomisi.
Adana’da yaşayan her farklı kültürden insan, Adana’ya kazandırdığı tatlar, farklı yemek isimleri, farklı teknikler ve malzemelerle birer gastronomi ve kültür elçisidir aslında.
Evde pişen soğanlı domatesli bulgur pilavı evlerdeki ismi Bendür, yanında domates patlıcan biberle yapılan tırşik yemeğin kokusu gitmiştir deyip komşuya da ikram edilerek o zamanlardan bugüne kadar gelen farklı kültürlerin bir arada yaşamasıyla birbirlerine öğrettikleri yemekleriyle.
TIRŞIK demişken bahsetmeden geçemeyeceğim, farklı yörelerde ise Tırşik, Trişik ya da Dırşik , adeta bir uzman gibi tekniklerle hazırlanan, çiğ veya yanlış hazırlandığında zehirli olan Arum cinsi yabani bir ot olan Yılan yastığı/ Yılan Pancarı veya Gavur pancarı denen bir ottan yoğurtla hazırlanan çok sağlıklı olduğu düşünülen bir çorba, aynı zamanda Fellah kültüründe özel günlerde veya cenazelerde dövme etle saatlerce pişirilerek helmelendirilen Kamhi/ Dövme çorbası da pişirildiğinde komşulara dağıtılarak bugünümüze kadar tarifi canlı kalan bir çorbadır.
FELLAH KÖFTESI yapar ev halkı ve komşular bir araya gelerek,TEKRÜCET ya da fellah köftesi dedikleri nohuttan biraz büyük el içinde yuvarlanarak yapılan bulgurlu sarımsak soslu köftedir. Adana’nın tüm mezecilerinde olmazsa olmaz bir detaydır.
Çorbaların bir de olmazsa olmazı FELLAH TARHANASI vardır. Yılbaşlarında tüm aile ve akrabaların yere uzun bir sofra kurup, gündüzden analı kızlı benzeri hazırladıkları içi etli, bulgur yuvarlanarak yapılan, yoğurtlu tarhana suyunda lahana ile pişen eşsiz tada sahip özel bir çorbadır. Fellah yılbaşılarında pekmezle ve erişteden daha küçük kesme hamurlarla hazırlanan üzerine ceviz dökülerek yenen LEYTÜTET isimli soğuk çorba benzeri yenen bir de tatlısı vardır…
Bu kadarla da bitmez Adana gastronomisi, yazımın ikinci bölümünde devam etmek üzere;
Şükürle, sevgiyle, lezzetle ve sağlıkla kalın…
Gastronomi Uzmanı
Aşçı ve Şef eğitmeni
Uluslararası İngilizce Öğretmeni
Ziraat Mühendisi ve Beslenme Koçu
Figen Yoksuloğlu
Yorum Yazın